Pz09122018

Son güncellemeÇrş, 12 Ara 2012 2pm

Basından

Silahları susturun, çocuklarımız ölmesin!

 Barışın ve kürt sorununda şiddetsiz çözümün önü açılsın!

Yirmi yedi yıldır savaşan iki silahlı güç yine birbirlerine meydan okuyarak çocuklarımızı öldürmeye devam ediyorlar. Kürt sorununu savaşarak çözemeyeceklerini bile bile kardeşi kardeşe kırdırıyorlar. Pusularda mayınlarla parçalan çoçuklar da, uçaklardan atılan bombalarla, tanklarla, toplarla öldürülen çocuklar da bizim çocuklarımız. Vatani görev diye, kürt halkına özgürlük diye gencecik hayatları söndürüp iktidarlarını pekiştiriyor, savaştacirlerini sevindiriyorlar.

Vatanı böldürmeyiz diye diye, ülkeyi bölünmeye sürüklüyor, hayatı halklara zindan ediyorlar. Siyasetin önünü silahla kesiyor, halkın oylarını hiçe sayıp meclisi saf dışı bırakıyor, savaşıyorlar. Operasyonlarla, pusularla, silahlarla çözümsüzlükten beslenmeyi sürdürüyorlar.

Oysa, kürt sorununun barışçıl çözümü için, demokrasi için, bdp’li adayların da içinde bulunduğu emek, özgürlük ve demokrasi bloğu’nun 36 milletvekili tbmm’ye seçildiğinde barış, sanki olgun bir meyve gibiydi, neredeyse uzansak alacaktık. Yazık ki akp iktidarı seçim zaferi sarhoşluğuyla sorunun çözümü için en ufak bir adım atmaya yanaşmadı. Bu duyarsızlık ve aldırmazlıkla, “kürt sorunu yok, benim kürt kardeşlerimin sorunu var” diyerek, umutları söndürdü. Defalarca gördüğümüz filmi yeniden gördük.

 

Devletle, Hükümetle görüşen, protokol sürecine gelindiğini, Başbakan bir güvence verirse silahlı militanları bir haftada sınır dışına çıkartacağını söyleyen Abdullah Öcalan, devre dışı bırakıldı. Mahkemeler KCK davasında Kürt halkına yönelik on yıllardır sergilenen yok sayıcı, aşağılayıcı tutumların uygulayıcısı olmaya devam etti. Her iki tarafın şahinlerine gün doğdu. Hükümet operasyonları arttırdı, PKK eylemsizliğe son verdi, yeniden kan dökülmeye başlandı. Hem de bu defa, bölgemizde, son olarak da Suriye’de, halkların demokrasi taleplerinin kanla bastırılmaya çalışıldığı, çıkar hesaplarıyla, tehlikeli oyunlarla bölgenin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı bir konjonktürde... AKP iktidarı ve PKK dahil olmak üzere bölgedeki irili ufaklı tüm aktörler, küresel güçlerin stratejik çıkarları doğrultusunda kurguladıkları bu yeni senaryoda rol kapma peşindeler.

Başbakan ise, TSK’nın kontrolünü de tamamen ele geçirmiş olmasının verdiği şişkin egosuyla, bir başkomutan edasıyla PKK’ya savaş açtı.

Milliyetçiliğin, militarizmin bayrağını AKP’ye kaptırmama derdindeki CHP ve MHP, Başbakanın başkanlığında alınan MGK kararlarına hararetle katıldılar.

Daha da ileri giden MHP sözcüleri, açılım durdurulsun, Bakan görevden alınsın, teröristlerin kökü kazınsın, buyurdular.

Nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir vicdan körelmesidir bu!

Silahların konuşup, sözlerin duyulmaz olduğu bu günlerde, göğsünde bir kalp taşıyan herkes, hepimiz endişeliyiz. Olup bitenleri dehşet içinde izliyor, bu çılgınlığı nasıl durdurabiliriz; durdurabilir miyiz, diye düşünüyor, tartışıyoruz. Güçlerimizi nasıl birleştiririz, diye toplantılar yapıyoruz.

Barış Anneleri, Çukurca’da 9 askerin şehit edildiği yerde eylem yapıp PKK’yi kınıyorlar; keşke onların yerine biz ölseydik, diye isyan ediyor, beyaz tülbetlerini toprağa bırakıyor, bu kavga bitsin, diyorlar. Diyarbakır’da DTK ve BDP dahil siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri her iki tarafı silahları susturmaya çağırıyorlar.

Akıl tutulmasını değil, bu umutlu girişimleri takip etmeliyiz.

Biz Yeşiller Partisi olarak,

· TBMM’nin acilen göreve çağrılmasını, barış koşullarının konuşulmasını, operasyonların durdurulmasını; PKK’nin silahları susturmasını, eylemlerine son vermesini, böylece demokratik güçlerin ve şiddetsiz çözümün önünün açılmasını istiyoruz;

· Devletin ve tüm siyasi partilerin dağdaki gençleri öldürmek yerine, onların dağdan nasıl indirileceği ve nasıl yeniden kazanılacağı sorularına cevap aramasını, projeler geliştirmesini talep ediyoruz;

· Abdullah Öcalan’ın tekrar devreye girmesinin sağlanmasını, müzakerelere yeniden başlanmasını ve söylenen sözlerin ciddiye alınmasını talep ediyoruz;

· Mahkemeleri Kürt siyasi hareketinin seçilmiş temsilcilerinin de aralarında bulunduğu bütün KCK tutuklularını serbest bırakmaya, ana dilde savunma yapma hakkını yok sayan, insanları aşağılayan ve dağa çıkmaya yönelten hukuk dışı uygulamalara son vermeye çağırıyoruz;

· Blok milletvekillerimizin çözümün bir tarafı olarak Meclise döneceğini; Kürt halkının oy verdiği tüm partilerin şiddetsiz çözüm üzerine tartışmaya başlayacağını umut ediyoruz. CHP’nin de aklını başına devşirip ana muhalefet partisi olarak müzakerelerin başlamasında rol almasını diliyoruz. Bu sayede yeni Anayasa çalışmalarının özgürce yapılabileceği koşullar da hazırlanmalıdır.

· Meclis’in, seçilmiş tutuklu milletvekillerinin Meclise girmesinin önündeki yasal engelleri kaldırmasını; Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırmasını ya da gerekli değişiklikleri yapmasını istiyoruz.

· Barıştan yana tüm güçleri, emek ve meslek örgütlerini, sivil toplum örgütlerini ve siyasi partileri, savaşa karşı güçlü bir ses çıkartmaya çağırıyoruz.

Haydi, iş işten geçmeden birleşelim, harekete geçelim! Toplumda barış için artık hazır olan duyarlığı harekete geçirelim...

24 Ağustos 2011

Yüksel Selek – Ümit Şahin

Yeşiller Partisi Eşsözcüleri